Ahmet Sakarya
Ahmet Sakarya
Blog

Düşünceler & Yazılar

Kişisel gelişim, liderlik ve yaşam üzerine düşüncelerim

Dindar Görünmek Başka, İnanmış Olmak Başkadır

Son zamanlarda sosyal medyada önüme sık sık aynı tip insanlar düşüyor. Yüzlerinde muhafazakâr bir ciddiyet, cümlelerinde maneviyat süsü, paylaşımlarında inanç vurgusu, ama satır aralarında tuhaf bir gösteri hevesi… Sürekli görünmek isteyen, sürekli konuşmak isteyen, sürekli kendisini “hikmetli”, “duyarlı”, “derin” biri gibi pazarlayan bir dijital tipolojiyle karşı karşıyayız. İşin daha acı tarafı şu: Bunların önemli bir […]
Devamını Oku

VİCDANIN DİJİTAL MAKYAJI

Zulüm çağında yaşıyoruz; ama ne acıdır ki bu çağ, yalnızca zulmün değil, aynı zamanda vicdanın da gösteriye dönüştürüldüğü bir çağdır. Ekran başında yapılan bazı şeyler, artık direniş değil; vicdanın dijital makyajı hâline gelmiştir. İnsanlar bir acının üzerine parmakla dokunup onu paylaşınca, sanki o acıya ortak olmuş gibi hissediyor. Oysa paylaşmak, taşımak değildir. Story atmak, bedel […]
Devamını Oku

STRATEJİK SESSİZLİK: KONUŞANLAR GÜRÜLTÜ YAPAR, SUSANLAR TARİH YAZAR

Uluslararası diplomasi sandığınız gibi bir “konuşma sanatı” değildir. Aksine, çoğu zaman konuşmamayı becerebilenlerin sahnesidir. Çünkü bu dünyada her soruya cevap verenler değil, hangi soruya cevap vermeyeceğini bilenler oyunu kurar. Bugün herkes konuşuyor. Devletler konuşuyor, liderler konuşuyor, ekranlar konuşuyor, sosyal medya zaten hiç susmuyor. Ama bütün bu gürültünün içinde kimse şunu fark etmiyor: Sürekli konuşanlar genellikle […]
Devamını Oku

DÜŞÜNMEYEN İNSANIN ELİNDEKİ YAPAY ZEKÂ, SADECE HIZLANDIRILMIŞ CEHALETTİR

Bir çağın içindeyiz; her şey hızlandı ama insanın derinleştiği pek söylenemez. Bilgiye ulaşmak hiç bu kadar kolay olmamıştı. Birkaç saniyede metin hazırlanıyor, görsel oluşuyor, rapor çıkıyor, özet yapılıyor. İnsan, tarihte belki de ilk defa kendi zihninin yetişemeyeceği bir sürate sahip araçlarla yaşıyor. Fakat burada asıl mesele teknolojinin ne kadar geliştiği değil; insanın bu gelişmenin içinde […]
Devamını Oku

YER KAPLAYANLAR

Şehir, sabahları uyanmazdı.Sadece hız değiştirirdi. Geceden kalan sessizlik, sabahın ilk korna sesiyle parçalanır; ardından herkes, bir yerlere yetişiyormuş gibi aynı yolda birbirine takılırdı. Oysa kimsenin gerçekten nereye yetiştiği pek belli değildi. Yetişmek, bu şehirde bir amaç değil, bir alışkanlıktı. Bu şehirde iki tür insan vardı:Arabacılar ve motorcular. Arabacılar, kendilerine “yolda olanlar” derdi.Motorcular ise sadece yolda […]
Devamını Oku

KOKULARIN KARAKTERLERİ VARDIR, İNSANLAR DA ÖYLEDİR…

Bir bayramın ardından kalanlar… Mesajlar gönderildi.Bazıları okundu… bazıları hissedildi… bazıları ise sadece “görüldü.” Kokuların karakterleri vardır.Fresh kokular, çiçeksi kokular, şekersi kokular, odunsu kokular…Ve insan, zamanla fark eder ki; insanlar da aslında tam olarak böyledir. Bazıları vardır… “fresh”tir.Hani o taze, ferah ve diri bir his vardır ya… İşte öyle insanlar. Onları düşünmek bile içini açar. Varlıkları […]
Devamını Oku

Durmasını Bilmeyenler Asla Koşamazlar

İnsan modern çağda sürekli hareket halinde. Sabahın erken saatlerinden gece yarılarına kadar koşuyor. Bir yere yetişmek için, bir şeyi kaçırmamak için, bir fırsatı yakalamak için… Ama garip bir çelişki var: Bu kadar çok koşan insanın aslında nereye gittiğini çoğu zaman kendisi bile bilmiyor. Çünkü gerçek koşu, sadece hızlı hareket etmek değildir. Gerçek koşu, yönü olan […]
Devamını Oku

Seçici Vicdan: Sessizlik Bazen İtirafın Ta Kendisidir

Bazı skandallar manşetlerden haftalarca düşmez, bazıları ise daha baştan sessizliğe gömülür. Jeffrey Epstein olayı ikinci kategoriye giriyor. Üstelik bu sessizlik; delil yokluğundan, vahşetin belirsizliğinden ya da mağdurların azlığından kaynaklanmıyor. Tam tersine… Bu dosya, fazlasıyla açık olduğu için sessizliğe mahkûm edildi. Ve özellikle kendini “sanat, kültür ve entelektüel duyarlılık” kisvesiyle tanımlayan çevrelerin bu derin suskunluğu tesadüf […]
Devamını Oku

Kararlar Nasıl Alınır? Görünenin Arkasındaki Mekanizma

Günlük hayatta kararları, genellikle sonuçları üzerinden okuruz.Bir ülke bir açıklama yapar.Bir şirket bir adım atar.Bir lider bir tercih ortaya koyar. Ve çoğu zaman şu soruyla yetiniriz:“Ne karar alındı?” Oysa asıl belirleyici soru bu değildir. Gerçek belirleyici soru şudur:Bu karar nasıl alındı? Kararlar, tek bir anın ürünü değildir.Ne ani tepkilerle, ne de tek bir kişinin iradesiyle […]
Devamını Oku

Gelecek Tahmin Edilmez, Okunur

Belirsizlik çağında öngörü üretmenin yeni dili Gelecek, çoğu zaman yanlış bir yerden ele alınır.Onu tahmin etmeye çalışırız; oysa gelecek, tahmin edilmez.Gelecek okunur. Gelecek analizleri; tek bir olaydan, tek bir veriden ya da tek bir açıklamadan yola çıkmaz.Asıl mesele, olaylar arasındaki ilişkileri,zamanlamayı,tekrar eden davranış kalıplarınıve sessiz sinyalleri birlikte okuyabilmektir. Belirsizlik, modern dünyanın istisnası değil;doğal durumudur. Bu […]
Devamını Oku

Sessizlik Bir Veri midir?

Karar alma süreçlerinde söylenmeyenlerin gücü Modern dünyada veri; söylenenler, ölçülenler ve kayda geçenler üzerinden okunur.Oysa siyaset, diplomasi ve stratejik karar alma süreçlerinde asıl belirleyici olan çoğu zaman söylenmeyenlerdir. Bir açıklamanın gecikmesi,bir toplantının ertelenmesi,bir cümlenin özellikle kurulmamış olması…Bunların hiçbiri tesadüf değildir. Sessizlik, çoğu zaman bir boşluk değil; aktif bir tercihtir. Kavramsal olarak sessizlik, pasiflik anlamına gelmez.Aksine; […]
Devamını Oku

Görünmeyeni Okumak: Kararların Asıl Alındığı Yer

Günümüz dünyasında kararların çoğu, açık cümlelerle değil;sessizliklerde, gecikmelerde ve küçük detaylarda alınır.Asıl belirleyici olan, söylenenler değil; neden söylenmediğidir. Siyasette, uluslararası diplomaside ve küresel ticarette;en kritik anlar çoğu zaman kameralar kapalıyken yaşanır.Toplantı masalarında değil, toplantıdan önceki bekleyişte…Açıklamalarda değil, açıklamaların ertelenmesinde… Görünmeyeni okumak;yüksek sesleri değil, ton değişimlerini fark edebilmektir.Hızlı hamleleri değil, bilinçli bekleyişleri anlayabilmektir.Verilen kararları değil, verilmeyen […]
Devamını Oku